vaz geçme k

Her şey üstüne gelip, seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde, sakın vazgeçme! Çünkü orası kaderinin değişeceği yerdir. M.C.R.

Bazen ipler kopma noktasına gelir. Bazen salla deyip kenara çekilemezsin. Bazen olaylar istediğin gibi gelişmez. Arkanı dönüp çekip gitmek istersin, sorumlulukların arkandan ağlar. Köprüler yanar kül olur. Olacağın olmayacağı tutar. İşte bu söz tam ihtiyacım olduğunda karşıma çıktı. Mevlana yüce bir insan, yüce bir düşünür. Bazenlerin içerisinde, dayanmanın gereğini ne güzel vurgulamış. Bütün yaşadıklarımız ve yaşayacaklarımız olacağımıza yolculuk. Vaz geçmek de yolculuğumuzu farklı noktalara çeke

Aşk hep baharla gelir

Aşk hep baharla gelir derler ya bu sefer de öyle olmuştu işe.

Adama denize doğru yöneldi. teknelerin arsında sığ bir koydan kayalıkların arasından denize ulaştı. Ayakkabılarını çıkardı. Çoraplarını çıkardı. Pantalonunun paçalarını sıyırdı. Ayaklarını cemre düşmüş bile olsa buz gibi deniz suyuna soktu.  Bir kayanın üzerine oturmuş güneşin tadını çıkarıyordu. Hava güzeldi, bahar gelmişti. Bahar kokuyor, bahar görünüyor, bahar ısıtıyordu. Bahardı yani bahar.

Gözüne 10-15 ileride kendisi gibi kayaların üzerine oturmuş ayaklarını buz gibi denize daldırmış kadını gördü. Göz göze geldiler. Adama başıyla minicik bir tebessümle selam verdi. Kadında minicik tebessümle karşılık verdi.

Adam yüzünü güneşe çevirdi, güneşten gözleri kamaştı. Aklından geçirdi “Aşk hep baharla gelir.” ve yüzünü kadına çevirdi.

Dizime iğne batmıştı

Dizime iğne batmıştı. Hatta iğne içeride kalmıştı ve paslanmıştı. Vurdun dizime ya ağlayasım vardı. Canım yandığından değilde ağlayasım vardı da ondan ağladım. Ben alışmıştım zaten paslı iğneye. Onunla barışmış eklemimde bir yer vermiştim, pasına razıydım. Ama ağlayasım vardı o yüzden ağladım.

Aradan yıllar geçti ve yine dizimde toplu iğne vardı. Bu seferki canımı da yakıyordu. Sen yine vurdun dizime bu sefer canımda yandı. İlk battığında farkında değildim iğnenin ama şimdi farkındayım. O zaman sen çıkarmıştın paslı iğneyi şimdi ise ben çıkarıyorum. O zaman ağlayasım vardı, şimdi de var. O zaman bilmeden vurmuş idin ama şimdi bile bile vurdun. O zaman ağladım ama şimdi ağlamayacağım.

Dizime, eklem yerimin tam ortasına bir iğne battı ve paslandı. Hem de hayatımda iki kez oldu bu. Ağlayasım da var ama ağlamayacağım, ne de olsa dizime iğne battı, paslı bir iğne.

zor bir yıldı

2011 yılı zor bir yıldı benim için. Hayatım baştan sona değişti. Sevdiklerimi kaybettim, maddi ve manevi anlamda. Evsiz barksız kaldım. Parasız pulsuz kaldım. Aşksız sevgisiz kaldım. Elimi attığım elimde kaldı. Kırdıklarım oldu, kırıldıklarım oldu. Bazen isyan bazen de küfür ettiğim oldu.

Ama dayanacak gücümde vardı, dostlarımda. Zor zamanlarımda yanımda olan dostlar, beni daha bir güçlü çıkardılar bu yıldan. Beni sevmekle yetinmeyip maddi manevi verebileceklerini verdiler. Zor bir yılı aşmak o yüzden kolay oldu. Geri dönüp baktığımda ne çok mesafe kat ettiğimi görüyorum. Ama eminim ki 2012 benim için çok daha iyi olacak. Enerji dolu, daha az korkulu, daha az endişeli, daha fazla öz güvenli ve de daha sevgili bir yıl olacak. Eğer kendine bir hedef belirler ve adım atarsan hedefine doğru yürürsün en temel gerçek bu. İlk adımlarımı attım ve 2011 de mesafe kat ettim. En iyi kendime doğru yolculuğum keyifle devam ediyor.

Mutlu yıllar herkese.

 

kendim kendime

Kendimle çok sık konuşuyorum bugünlerde. Kendimin en iyi arkadaşı oldum, sorularım oluyor, cevaplarım oluyor, gülüyorum, sinirleniyorum kendimce kendime.

Bugün sordum kendime “pişman mıyım?” diye neden ya da niçinden ötürü değilde sadece geçmişime bakınca pişmanlık duygum var mı diye. Kendimin bana cevabı: yaptıklarımdan değil de yapmadıklarımdan, yapamadıklarımdan pişmanlıklarım dedi.

Tebessümle haklıyım dedim kendime; biliyorum ki yaptıklarımın sonuçlarına katlanacak kadar güçlüyüm de yapamadıklarımın cesaretsizliği pişmanlığım. Kurguladıklarımın hayallerimin çok uzağında olmasam da yine pişmanlık duyduğum yapmadıklarım var. Bu yüzden diyorum ki : bak kendim! Daha çok cesaret daha çok kıpraş, yapamadıklarının acısı yaptıklarından fazla gelir. Yeiden konuştuğumuzda sorarsam pişman mısın diye o zaman aklına gelen az olur. Yap yapa bildiğini, yapamadığını denemiş olursun ki yaptığın da yanına kar kalır. Bedelini ödedikten sonra ne istersen yap. “Yap” dedim kendim kendime. Desinlerden de demesinlerden de ötürü “Yap” bedelini ödeyeceklerini, ödemeden gocunmadan üstelik.

Dedim ya bugünlerde çok konuşuyoruz kendimle kendim…